Analiz23 Eylül 2026

IKBY’de KDP ile KYB arasında yeni bir siyasi denge kurulabilecek mi?

Dr. Şohan Aydoğan

IKBY’de KDP ile KYB arasında yeni bir siyasi denge kurulabilecek mi?

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Ekim 2024’te parlamento seçimlerini gerçekleştirmesinin üzerinden yaklaşık 22 ay geçmiş olmasına rağmen bölgede hâlâ yeni bir hükümet kurulamadıdurumdadır. Bu durum, IKBY tarihindeki en uzun hükümet kurma krizlerinden birine yol açmaktadır. Hükümet kurulumunda yaşanan gecikme, seçimlerin ardından olağan sayılan siyasi pazarlık süreçlerinin çok ötesine uzanmış ve IKBY’nin siyasi sisteminin dayanıklılığına dair soru işaretlerini giderek artırmıştır.

Bu çıkmaz, yalnızca bakanlık portföyleri veya üst düzey atamalar üzerindeki anlaşmazlıklardan ibaret olmayıp; aynı zamanda IKBY iç siyasetinin karşı karşıya olduğu daha derin bir meydan okumayı yansıtmaktadır. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), daha rekabetçi, ekonomik açıdan zorlu ve bölgesel açıdan karmaşık hâle gelen bir siyasi ortamda ilişkilerini yeniden tanımlayabilecek mi?

Güç paylaşımı dinamiklerindeki değişim

Otuz yılı aşkın süredir Erbil merkezli KDP ile Süleymaniye merkezli KYB arasındaki ilişki, IKBY'nin siyasi rotasını belirlemiştir. 1990'lardaki iç savaş da dahil olmak üzere yoğun rekabet dönemlerine rağmen iki parti, nihayetinde müzakereye dayalı güç paylaşımına dayanan bir denge sistemi kurmuştur. Bu düzenleme, parti merkezli yönetimi ve kurumsal bölünmeyi teşvik ettiği gerekçesiyle eleştirilmiş olsa da, istikrarın korunmasında ve yeni bir iç çatışmanın önlenmesinde de önemli bir rol oynamıştır.

Son seçimlerden çıkan mevcut parlamento tablosu, müzakerelerin neden özellikle karmaşık hâle geldiğini gözler önüne sermektedir. KDP, 39 sandalye ile en büyük siyasi güç olarak ortaya çıkarken, KYB 23 sandalye elde etmiştir. Yeni Nesil Hareketi (YNH) ise 15 sandalye kazanarak IKBY’nin en büyük muhalefet gücü konumunu pekiştirmiştir.

Bu dağılım, seçim sonrası müzakereleri belirgin şekilde etkilemiştir. YNH ile bir ittifak kuran KYB, müzakere pozisyonunu güçlendirmiştir. Bu uyum tek başına iktidar çoğunluğu yaratmasa da, KDP'nin parlamentodaki nüfuzunu sınırlayarak ve KYB'nin müzakere alanını genişleterek pazarlık ortamını büyük ölçüde yeniden şekillendirmektedir.

KDP hükümet kurulumuna partiler arası müzakere yoluyla yaklaşırken, KYB ise YNH ile ittifak halinde sürecin bir blok olarak yürütülmesini savunmaktadır. Süleymaniye kanadı yeni hükümette yarı yarıya pay talep ederken, KDP en büyük parti olma konumunda ısrar etmektedir. Müzakerelerin tıkanmasıyla birlikte KDP, erken seçim ihtimalini dahi gündeme getirmiştir. Her iki parti de müzakere pozisyonlarını güçlendirmeye çalışırken, hükümetin kurulması süreci giderek daha fazla uzamaktadır.

Ancak mevcut çıkmaz, KDP-KYB dengesinin tamamen çöktüğüne işaret etmekten ziyade, bu ilişkinin merkeziliğini korumaya devam ettiğini vurgulamaktadır. Buradaki temel meydan okuma artık nihayetinde iş birliği yapıp yapmayacakları değil; bu iş birliğinin koşullarını, günümüzün siyasi gerçekliklerine daha uygun bir şekilde yeniden tanımlayıp tanımlayamayacaklarıdır.

Yeni bir dengeye giden yol mu?

Değişen parlamento manzarasına rağmen IKBY'nin siyasi gerçeklikleri, KDP ile KYB arasındaki iş birliğini vazgeçilmez kılmaya devam etmektedir. Nitekim YNH ile ittifak yapan KYB bile, KDP'yi sürece dâhil etmeden gerçekçi bir şekilde istikrarlı bir bölge hükümeti kuramaz. Benzer şekilde KDP de KYB'nin kurumsal ve siyasi ağırlığını göz ardı edemez.

Dolayısıyla yalnızca seçim başarısı, IKBY'nin uzlaşıya dayalı siyasi sisteminde tek başına yönetilebilirliğe dönüşmemektedir. Bu nedenle mevcut çıkmaz, kabine oluşumuna yönelik pazarlıkların ötesine uzanmakta; özünde daha temel bir soruyu barındırmaktadır: KDP ve KYB, günümüzün siyasi gerçekliklerini yansıtan sürdürülebilir bir güç dengesi kurabilecek mi?

Öte yandan, erken seçimler uzun süren siyasi çıkmaza demokratik bir çözüm sunuyor gibi görünse de, iktidar partileri arasındaki yapısal sorunları çözme ihtimali oldukça düşüktür. Aksine yeni bir seçim, hâlihazırda hatırı sayılır ekonomik baskılarla karşı karşıya olan bölgeye ek mali yükler getirecek ve aynı zamanda Irak Federal Yüksek Mahkemesi'nin müdahalesi için yeni zeminler yaratabilecektir.

KDP ve KYB nihayetinde yeni bir kabine kurmayı başarsalar dahi; yetki, kurumsal kontrol, güvenlik koordinasyonu ve kaynak yönetimi konularında çözülemeyen anlaşmazlıklar, önceki hükümet kadrolarında da görüldüğü gibi yönetim süreçlerinin zarar görmesine. Böyle bir dengeyi sağlayamamaları durumunda ise hükümet kurulsa dahi mevcut anlaşmazlıklarının kalıcı olması muhtemeldir; bu durum IKBY'nin ekonomik sorunlarla başa çıkma kapasitesini sınırlayacak, Bağdat karşısındaki müzakere pozisyonunu zayıflatacak ve dış aktörlerin iç anlaşmazlıklardan yararlanması için yeni fırsatlar yaratacaktır.

Bunun aksine, mevcut müzakereler yalnızca bir başka koalisyon anlaşması değil, daha sürdürülebilir bir siyasi mutabakat ortaya çıkarırsa, bu durum IKBY'nin siyasi gelişiminde önemli bir dönüm noktası teşkil edebilir. Bu hedefe ulaşılması IKBY'nin kurumlarını güçlendirecek, Irak'ın federal sistemi içindeki direncini artıracak ve önümüzdeki siyasi, ekonomik ve güvenlik zorluklarıyla başa çıkmak için daha istikrarlı bir zemin sağlayacaktır.

Aslına bakılırsa Kürt toplumunun kendisi de dönüşüm geçirmiştir. Yeni neslin beklentileri, önceki nesillerinkinden büyük ölçüde farklıdır. Birçok genç seçmen siyasi partileri; kamu hizmeti sunma, ekonomik fırsat yaratma, kurumsal hesap verebilirlik ve şeffaf yönetişim becerilerine göre değerlendirmektedir. Bu kademeli değişim, her iki iktidar partisinin de siyasi motivasyonlarını değiştirmektedir. Bu durum, KDP ve KYB'yi bölgeyi yeni bir güç dengesi içinde kurumsallaştırmaya motive etmelidir. Dolayısıyla iki iktidar partisinin, gelecekteki krizleri önleyebilecek nitelikte siyasi ilişkilerini yeniden tanımlayıp tanımlayamayacağı, IKBY'nin mevcut sorunlarının kilit noktasını oluşturmaktadır.

Son olarak, Orta Doğu'daki çatışmalar da geçici bir hükümet kurulumunun ötesinde, KDP ve KYB arasında yeni bir anlayışın benimsenmesini alarm verici düzeyde zorunlu kılmaktadır. KDP ve KYB, savaşan taraflar olan İran ve ABD ile aynı anda olumlu ilişkiler sürdürebilmekte ve IKBY'yi savaşın dışında tutabilmektedir. Dolayısıyla bu diplomatik kapasiteyi ve vizyonu, kendi aralarındaki iletişimi geliştirmeye ve IKBY'nin yeni bir kabine ile yeni bir güç dengesi kurmasını sağlamaya yönlendirmelidirler.

İlgili araştırmalar

Share
Dr. Şohan Aydoğan

Dr. Şohan Aydoğan

Daha önce çalışmalarını Shokhan Sherzad Qader adıyla yayımlayan Dr. Şohan Aydoğan, Ankara merkezli Iraklı-Türk bir akademisyen ve araştırmacıdır. Erbil Selahaddin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Soran Üniversitesinden Uluslararası İlişkiler alanında doktora derecesine sahiptir. Güney Kore’deki Ewha Kadın Üniversitesinde Uluslararası Çalışmalar alanındaki yüksek lisansını Kore Hükümeti tam bursuyla tamamlamıştır. Araştırmaları Türk dış politikası, Irak, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Orta Doğu siyaseti üzerine yoğunlaşmaktadır. Çalışmaları çeşitli uluslararası platformlarda yayımlanmıştır.