13 Temmuz 2026

Ankara-Erbil-Süleymaniye ekseninde Türkiye-IKBY ilişkilerinde yeni bir dönem

By Erbil Policy Institute

Ankara-Erbil-Süleymaniye ekseninde Türkiye-IKBY ilişkilerinde yeni bir dönem

Türkiye’nin yaklaşık 10 yılın ardından Süleymaniye merkezli Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile yeniden üst düzey temas kurmaya başlaması, ikili ilişkiler, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) politikası ve bölgesel rekabette yeni bir döneme kapı aralarken, konjonktürel açıdan da kritik bir dönemeçte gerçekleşiyor.

Ankara’nın IKBY politikasında yaşanan bu kritik açılım, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Türkiye’nin bölgedeki Kürt gruplarla ilişkilerini olumlu etkilemesinin bir sonucu olduğu gibi ABD/İsrail ve İran arasındaki savaşın özellikle Irak’taki İran’a yakın aktörlerin dış politikada yeni bir dengelenme ihtiyacı duymasıyla da ilişkisi bulunuyor.

IKBY’nin 30 yılı aşkın bir süredir iki güçlü iktidar partisi olan Erbil merkezli Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve KYB ile aynı anda iyi ilişkiler kurmak, Ankara için Kürt jeopolitiğindeki nüfuzunu IKBY geneline yayması, başta enerji olmak üzere ticari ortaklık ve yatırımların artırılması, güney sınırlarının güvenliğinin sağlanması ve İran ile bölgesel güç mücadelesi açısından önemli avantajlar sunabilir.

KDP merkezli bakış açısı neden dönüştü?

Ankara’nın IKBY politikasının temel belirleyicisi olan PKK ile mücadele, aynı zamanda bölgedeki Kürt partilerin bu konudaki tutumuna bağlı olarak ikili ilişkilerin seyri ve sınırlarını da uzun yıllardır doğrudan etkileyen bir faktör oldu. Ankara, KDP’nin kontrol ettiği Duhok ve Erbil’de PKK ile mücadelede gerek askeri üsleri gerek operasyonları ile Barzani ailesi liderliğindeki parti ile belirgin bir uyum yakalarken, Süleymaniye’de PKK’nın rahat hareket ettiği gerekçesiyle Talabani ailesi liderliğindeki KYB ile ilişkilerde çeşitli krizler yaşandı.

Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, Ankara için ülke içi bir meselenin de ötesinde, Irak’taki Kürt aktörlerle ilişkilerinin seyrini de önemli ölçüde olumlu etkiledi. Sürecin kilit arabulucularından olan KDP’nin katkılarının yanı sıra KYB’nin de bu kapsamda geçen Temmuz’da Süleymaniye’de PKK’dan bir grubun silah bırakmasına ev sahipliği yapması dikkat çekiciydi. Ankara’nın da buna karşılık Ekim 2025'te Süleymaniye'ye yönelik örgütün kentteki varlığı gerekçesiyle koyduğu uçuş yasağını kaldırması ise iki aktör arasında krize yol açan bu meselenin önemini yitirdiği ya da ortadan kaldırıldığı yorumuna yol açtı.

Ankara-Süleymaniye hattında ilişkileri yumuşatan bir başka gelişme ise şubat ayında başlayan ABD/İsrail-İran savaşının yansımaları oldu. Savaşta ABD’nin bir dönem İran’daki rejimin yıkılmasına ilişkin hedefleri gerçekleşmemiş olsa da Türkiye’nin savaşın tarafı olmayan, barışta arabulucu ve bölgesel olarak artan nüfuzu da İran’a yakın Iraklı aktörleri yeni bir dengelenmeye itti. Bir zamanlar Irak’ta Türk üslerine karşı çıkan İran’a yakın bazı Iraklı Şii grupların şimdilerde Ankara ile temasını artırmasında olduğu gibi KYB’nin Türkiye’ye yönelik sıcak mesajları, “Terörsüz Türkiye” sürecini desteklemesi ve ilişkileri onarmak için attığı adımlar da bu kategoride yer aldı. İkili ilişkilerde yakınlaşmayı sağlayan bir başka önemli faktör ise KYB’nin, Ankara’ya yakın Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın dönüşümlü Kerkük valiliği görevine seçilmesine destek vermesi oldu.

Ankara-Süleymaniye hattında normalleşme, KDP-KYB arası kırılma dönemi

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan’ın, KYB’li IKBY Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani ve KYB Başkanı Bafel Talabani ile 4 Haziran’da Erbil’de bir araya gelmesi, Ankara-KYB hattındaki normalleşmenin kritik bir sembolü oldu. Bu görüşme, KYB lideri Talabani’ye yönelik Ankara’daki olumsuz imajın ortadan kalktığı ve Talabani’nin uzun yıllar sonra ilk defa bir Türk diplomatla resmi olarak fotoğraf verdiği bir tarih olarak kayda geçti.

Bunun ardından, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın 1 Temmuz’da Süleymaniye’de KYB Başkanı Bafel Talabani ve Kubat Talabani ile görüşmesi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Kubat Talabani ile 3 Temmuz’da Ankara’da bir araya gelmesi, Ankara-Erbil hattında karşılıklı ziyaretlerin, Ankara-Süleymaniye hattında da gerçekleşeceği bir döneme girildiğinin işareti oldu. Bu durum, Türkiye-KYB ilişkilerinin onarılması aşamasının tamamlandığı, karşılıklı yakınlaşma safhasının açıldığını da vurguladı.

Ancak Türkiye’nin IKBY politikasında neredeyse son 10 yıla yayılan KDP merkezli bakış açısında çeşitlendirmeye gittiği dönemle eş zamanlı olarak, KDP ve KYB arasında da yaklaşık 22 aydır süren hükümet kurulum müzakerelerinde yaşanan anlaşmazlık artarken, ikili yönetim tartışmaları da gündeme geliyor.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin, KDP ve PKK’nın Suriye uzantısı SDG arasındaki buzları dahi erittiği ve Mazlum Abdi’nin defalarca Erbil’de ağırlanmasına yol açtığı bir konjonktürde, KDP-KYB anlaşmazlığının artması ise iki önemli Kürt partisi arasındaki yapısal ve kronik güç mücadelesinden kaynaklanıyor.

Bu kapsamda, KYB’nin Süleymaniye merkezli Yeni Nesil Hareketi ile ittifaka giderek, KDP’nin meclisteki 39 sandalyesine karşılık 38 koltuğa erişmesi, KDP ağırlıklı bir hükümete karşı çıkmasına ve partinin kurucu lideri Celal Talabani döneminde olduğu gibi IKBY’de yarı yarıya yönetim modelini talep etmesine katkı sundu. KDP ve KYB arasındaki ayrımın derinleşmesi ve yeni hükümetin aylardır kurulamaması, hem demokratik açıdan olumsuz bir tablo hem de Türkiye’nin bütüncül IKBY politikası önünde engel oluşturuyor.

Ankara-Erbil-Süleymaniye hattını yakınlaştırmak

KYB’nin, Türkiye gibi önemli bir NATO üyesi, batıya açılan bir kapı ve enerji ihracatının önemli bir üssü olan bir ülke ile çatışmalı ilişkiler yürütmesi, Süleymaniye’nin bölgesel siyaset ve ekonomide izole olmasına yol açıyordu. Aynı şekilde, Türkiye’nin IKBY politikasında yaşanan bu durum da Ankara’nın bölgedeki nüfuzunu artırıcı bir aşamada uzun yıllardır önünde bir engel olarak bulunuyordu.

Gelinen noktada, Ankara-Süleymaniye ilişkilerinde yaşanan normalleşme bu iki aktörün yanı sıra şüphesiz Erbil için de yeni bir döneme kapı aralıyor. KDP, Türkiye ile yakın ilişkilerini iç politikada KYB ile rekabetinde ve PKK ile mücadelede elini güçlendirici bir kart olarak görürken, bu samimi bağlar ekonomik ilişkilere yansıdı ve IKBY’deki Türkmenlerin de KDP’ye yakın durmasına katkı sundu.

Öte yandan, Türk liderlerin başta IKBY Başkanı Neçirvan Barzani olmak üzere KDP’li yetkililerle yakın bağları öne çıktı ve Ankara-Erbil arasında bölgesel siyasette de ortak tutumlar geliştirildi. KYB-Ankara ilişkilerinde yaşanan onarım ve bağların geliştirilmesine yönelik atılan hızlı adımlar, KDP’nin Türkiye ile ilişkilerdeki tekelini kırsa da uzun yıllara dayalı Ankara-Erbil ilişkilerini olumsuz etkilemesi beklenmiyor.

Aksine, Ankara’nın IKBY’ye yönelik bütüncül ve kapsamlı politikalar geliştirmesi, tüm aktörlerle görüşmesi, şüphesiz IKBY’nin iç istikrarı, güvenliği ve KDP-KYB arasında uzlaşma, denge ve uyum sağlanmasını da olumlu etkiler. Bu bağlamda, Ankara’nın iki köklü Kürt partisi ile iyi ilişkiler kurabilmesi hem IKBY’ye yönelik Türk dış politikasının kapsamını güçlendirdiği gibi KDP-KYB arasındaki hükümet krizinin çözümüne ve ikili yönetim tartışmalarının motivasyonlarının sınırlandırılmasına da katkı sunabilmeli.

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna, ABD-İran ve Filistin meselesinde küresel çapta başarılı arabuluculuk hamleleri, yanı başındaki komşusu IKBY için de girişimde bulunabileceğinin açık örnekleri. KDP ve KYB’nin 12 gün savaşı ve şubat ayında başlayan savaş sonrası dahi hükümet krizinin çözümünde yakınlaşma yaşamaması, bu sürecin ne kadar zorlu olabileceğinin işareti. Ancak Iraklı Kürt aktörlerin “Terörsüz Türkiye” sürecine verdiği katkıda olduğu gibi, Türkiye de Iraklı Kürtler için güvenilir bir bölgesel güç olarak IKBY içindeki uyum, istikrar ve refahın artırılmasında daha fazla rol alabilir.

Ankara-Erbil-Süleymaniye ekseninde Türkiye-IKBY arasında yaşanan bu yeni dönemin ruhuna uygun olarak atılıcak çok taraflı olumlu adımlar sadece diplomatik görüşmeleri değil, ticari yatırımlar, başta Süleymaniye’deki zengin yer altı kaynaklarının ihracatı olmak üzere ekonomik eylemler ve daha fazla toplumlar arası etkileşimi de içermeli.

IKBY’nin iki köklü partisi arasında uyum, bölgede istikrar ve güvenliğin artırılması, şüphesiz hem KDP ile KYB ve halkı için faydalı olacak hem de Türkiye’ye enerji, ticari ortaklıklar, güven ilişkisi, güney sınırlarının tam güvenliğinin sağlanması ve “Terörsüz Türkiye” sürecinin önemli aşamalarından olan PKK’nın silahsızlanma sürecinin daha iyi koordine edilmesi gibi konularda katkı sunar.

Ankara’nın ABD/İsrail ve İran savaşında olduğu gibi Ortadoğu’da yaşanan çatışmalara dış müdahalelerden uzak, bölgesel çözümler arayan politikası sadece KDP-KYB arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde değil, IKBY-Irak arasındaki çatışmalı alanların daha yapıcı bir şekilde ele alınmasına da katkı sunabilir. Türkiye’nin IKBY’de güçlü pozisyonu, Irak genelinde artan ekonomik, siyasi ve diplomatik nüfuzu dikkate alındığında, İran ile bölgesel güç rekabetinde de olumlu etkileyecek bir faktör.

 

Share
Stay informed

The weekly brief, in your inbox

One email a week — our latest research, data and commentary, straight from the institute. Read in five minutes.

No noise, no sharing of your address. Unsubscribe at any time.