Türkiye 40 yılı aşkın süredir devam eden temel sorun başlıklarından birinin çözüm aşamasında kritik bir dönüm noktasını yaşıyor. 2024 sonu itibarıyla Türkiye’de PKK ile yaşanan uzun süreli çatışmanın çözümü yönünde yeni bir girişim başladı. 22 Ekim 2024’te Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin meclis kürsüsündeki açıklamalarıyla başlayan süreçte 21 ayın ardından önemli mesafe kat edildi. Bir yandan Türkiye içerisindeki gelişmeler devam ederken diğer yandan da bölgesel gelişmeler de sürecin seyrine etki edebiliyor.
Bu kapsamda gözlerin çevrildiği bir başka nokta da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kontrolündeki bölge oluyor. PKK'nın ana konuşlanma alanlarının Irak'ın kuzeyinde bulunması, "Terörsüz Türkiye" sürecini daha ilk günden Ankara-İmralı-Kandil hattıyla sınırlı kalamayacak bir denklem hâline getirdi. Bu denklemin doğal aktörü olan IKBY içerisindeki Erbil ve Süleymaniye cepheleri farklı ölçeklerde sürece katkı veriyor.
IKBY’nin kolaylaştırıcı pozisyonu
"Terörsüz Türkiye" sürecinde IKBY’nin üstlendiği rol parti ve lider düzeyindeki açıklamaların yanı sıra sahadaki pratik katkılarla öne çıktı. IKBY, PKK’nın ana konuşlanma alanlarının büyük bölümünün kendi topraklarında (özellikle Kandil ve çevresi ile Süleymaniye bölgesi) bulunması nedeniyle doğrudan etkilenen bir aktör konumundadır. Bu coğrafi gerçeklik, IKBY’yi hem potansiyel bir arabulucu hem de sürecin başarısından en fazla etkilenecek taraflardan biri haline getiriyor.
Kısa bir kronolojik kesitle açıklamak gerekirse MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin çağrılarının ardından Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı açıklamalar ve PKK’nın Mayıs 2025’te düzenlediği 12. kongrede aldığı fesih ve silah bırakma kararları süreci şekillendirdi. IKBY’de ise liderler sürecin başından itibaren destekleyici açıklamalar yaptı. Sürecin önemli aktörlerinden DEM Parti’nin İmralı heyeti 16-19 Şubat 2025'te Erbil ve Süleymaniye'ye giderek Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile bir dizi görüşme gerçekleştirdi. KDP lideri Barzani de aynı dönemde hem İmralı heyetini hem de Türkiye'deki Kürt partilerini ağırlayarak sürece açık destek verdi. Mesud Barzani’nin Türkiye’deki barış sürecini baltalamak isteyenlere izin verilmemesi gerektiğini vurgulaması, sürecin kesintisiz devamı yönünde net bir destek mesajı olarak yorumlandı.
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ise Nisan 2025’te yaptığı açıklamada, Türkiye’deki barış sürecini “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirdi ve tüm tarafların, özellikle PKK’nın Öcalan’ın çağrısına tam anlamıyla uyması gerektiğini belirtti. Neçirvan Barzani, “Bu anı kaçırmamalıyız” diyerek sürecin ciddiyetle ele alınması çağrısında bulundu. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çeşitli tarihlerde yaptığı görüşmelerde bölgesel istikrar ve terörle mücadele konuları ele alındı; bu temaslar sürecin ilerletilmesi yönünde koordinasyon sağladı. IKBY’deki siyasi yelpazenin tamamı (KDP ve KYB öncülüğünde) sürece açık destek verdiğini çeşitli platformlarda dile getirdi.
Sürecin somut ilk adımı, 11 Temmuz 2025’te IKBY topraklarında, Süleymaniye’nin Dukan bölgesinde düzenlenen sembolik silahsızlanma töreni oldu. Törende yaklaşık 30 PKK mensubu silahlarını sembolik olarak yaktı. Tören, IKBY’nin sürece sağladığı lojistik ve güvenlik desteğinin en somut örneği olarak kayıtlara geçti. DEM Parti heyeti Erbil’e indiğinde IKBY yetkilileri tarafından karşılandı ve Süleymaniye’ye ulaşım da onlar tarafından organize edildi. Törene hem IKBY hem de Irak merkezi hükümeti temsilcilerinin katılımı, IKBY’nin hem Bağdat hem Ankara ile koordineli hareket etme kapasitesini gösterdi. Ayrıca, törenin IKBY topraklarında yapılmış olması, PKK’nın silah bırakma taahhüdünün bölgesel aktörler tarafından kabul gördüğünü ve lojistik olarak mümkün kılındığını ortaya koydu.
Süreçte yaşanan gelişmelerin yanı sıra Ankara-Erbil arasındaki temaslar da tüm yoğunluğuyla devam etti. Neçirvan Barzani, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında gerçekleştirdiği ziyarette 18 Nisan 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer bölgesel aktörlerle temaslarda bulundu. Mesrur Barzani de 9 Mayıs 2026’da İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü; ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Görüşmelerde Türkiye–IKBY ilişkileri, Irak ve bölgesel gelişmeler ele alındı.
Saha tarafında ise örgüt 26 Ekim'de Türkiye'den tamamen çekildiğini ilan etmiş, 1 aylık süre zarfının ardından da Zap Bölgesi’nden de ayrıldığı bilgisini paylaşmıştı.
Erbil sürece neden katkı sunuyor?
IKBY'nin Türkiye ile yakaladığı bu olumlu tutumunun altındaki motivasyonlardan biri de bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasının Erbil ve Süleymaniye’ye de katkı sağlayacak olmasıdır. Farklı başlıklarda ele alabileceğimiz bu hedefleri şu şekilde formülüze edebiliriz.
En önemli faktörlerin başında PKK'nın varlığının doğrudan maliyeti yer alıyor. Örgütün konuşlandığı Kandil, Zap, Metina ve Gara hattı yıllardan bu yana IKBY'nin resmî otoritesinin fiilen işlemediği bölgeler konumunda. Bu durum bölge yönetimini bir yandan Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarının muhatabı yaparken bir yandan da örgütle çatışmalar yaşamasına neden oluyordu. PKK’nın silahlı varlığının tasfiyesi, IKBY için toprakları üzerindeki denetimi kazanması anlamına gelecek.
İkincisi, Kürt siyasetindeki liderliğin tahkim edilmesi olacak. Erbil'in süreci sahiplenmesi, kendisini "Kürtlerin sorunlarını silahla değil siyasetle çözen adres" olarak konumlandırmasına imkân tanıyor. Bu, hem Öcalan hattıyla süregelen tarihsel rekabetinde hem de uluslararası kamuoyu nezdinde Erbil'in elini güçlendiriyor.
Üçüncüsü, ekonomi ve enerji. Türkiye, IKBY'nin dış dünyaya açılan ana kapısı ve en büyük ticari ortağı. Güvenlik gündeminin küçülmesi, enerji ve ulaştırma dosyalarının önünü açıyor. Özellikle Türkiye ve Irak hattında son dönemde ivme kazanan enerji politikaları işbirliği fırsatlarının bir ayağını da IKBY oluşturacak. Hatta Irak merkezi hükümeti ile IKBY arasında zaman zaman gündeme gelen finansal sorunların aşılmasında da “Terörsüz Bölge” vizyonu kolaylaştırıcı rol oynayacak.
Bir başka önemli kazanım da bölgesel kırılganlığın aşılmasına yönelik katkı olacak. Suriye'deki dönüşüm, Erbil-Bağdat arasındaki kronik sorunlar, İran hattındaki gerilimler ve Irak’ın bundan doğrudan etkilenmesi IKBY'yi Ankara ile ilişkilerini daha da güçlendirmeye itiyor. Nitekim Erdoğan, Mayıs 2026'da IKBY Başbakanı Mesrur Barzani'yi kabul ettiğinde, çatışmaların bölgeye yayılmasını istemediklerini ve bu süreçte IKBY yönetimiyle dayanışmanın süreceğini vurguladı.
KDP açısından süreç, Ankara ile zaten güçlü olan ilişkinin doğal uzantısı. Erbil merkezli parti, geçmişte PKK ile doğrudan gerilim yaşamış ve Türkiye ile güvenlik alanında uyumlu hareket etmiş bir aktör; dolayısıyla örgütün silahsızlanması KDP'nin uzun vadeli tercihiyle örtüşüyor.
Ankara-Süleymaniye normalleşmesi
Sürecin en dikkat çekici yan çıktısı, uzun süredir soğuk seyreden Ankara-KYB hattındaki yumuşama oldu.
Kırılma noktası 2025 sonbaharında yaşandı. Ankara'nın 2023 baharında PKK’nın bölgedeki varlığı gerekçesiyle Süleymaniye'ye kapattığı hava sahası, Neçirvan Barzani'nin Ekim 2025'teki Ankara ziyareti sonrasında yeniden açıldı ve Türk Hava Yolları 3 Kasım 2025 itibarıyla Süleymaniye seferlerini yeniden başlattı. Teknik görünen bu adım, aslında siyasi bir güven tazelemesiydi.
Ankara-Süleymaniye hattındaki normalleşme 2026'da hızlandı. Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan, Haziran 2026'daki Erbil ziyaretinde KYB liderliğiyle de görüştü. Ardından MİT Başkanı İbrahim Kalın 1 Temmuz 2026'da Süleymaniye'ye giderek KYB lideri Bafel Talabani ve IKBY’nin KYB’li Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani ile bir araya geldi; iki gün sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kubad Talabani'yi Ankara'da kabul etti ve Talabani, Ankara'nın barış sürecine bağlılığından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Diplomatik boyutu büyükelçilik düzeyinde normalleşen ilişki, Kalın'ın ziyaretiyle güvenlik boyutunda da onarılmış oldu.
Bu yakınlaşmanın bir de Kerkük ayağı var. Nisan 2026'da KYB'nin seçim sonrası kurduğu yeni ittifak stratejisinin sonucu olarak Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa 102 yıl sonra bu göreve gelen bir Türkmen olarak Kerkük Valisi seçildi. Ankara'nın hassas olduğu bir dosyada atılan bu adım, KYB'nin Türkiye ile ilişkilerini yalnızca PKK dosyası üzerinden değil, daha geniş bir zeminde yeniden kurmak istediğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, IKBY’nin "Terörsüz Türkiye" sürecindeki desteği ve kolaylaştırıcı rolü, sürecin bugüne kadarki en somut çıktıları arasında yer alan adımların Irak'ın kuzeyinde yaşanmasıyla da kendisini gösterdi. IKBY’deki siyasi partilerin ve liderlerin sürece yönelik desteği Türkiye ile güçlü ilişkilerin yanı sıra sürecin muhtemel başarısının IKBY’nin güvenliği, kalkınması ve refahı için önemli bir eşik olarak görülmesinden kaynaklanıyor.
Ancak süreçte bir tıkanma yaşanması ihtimali ise uzun yıllardır örgütün bölgedeki varlığının sonlanmasını talep eden IKBY için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik bölgenin güçlü desteğinin sürmeye devam edeceği değerlendirilebilir. Şüphesiz terörsüz bir zeminde açılacak yeni sayfada bölgedeki aktörler arası iş birliği ve toplumsal barış da daha da kuvvetlenecek.


